Yukarı Çık
Alper Şirvan

Alper Şirvan

Geçtiğimiz günlerde Basketbol Türkiye Kupası, Bursa’da yeni inşa edilen "Tofaş Spor Salonunda" gerçekleşti. Ben de babamla uygun olduğumuz Cuma günü yarı finalleri seyretmek üzere adı geçen salona gittik. Sizlerle o gün yaşadıklarımı paylaşmazdan evvel bir ön bilgi vermek isterim.

Spor Sevgisi ve Engeller

8 Mart 2016 Salı 00:11:23
314 kez okundu.

Geçtiğimiz günlerde Basketbol Türkiye Kupası, Bursa’da yeni inşa edilen "Tofaş Spor Salonunda" gerçekleşti. Ben de babamla uygun olduğumuz Cuma günü yarı finalleri seyretmek üzere adı geçen salona gittik. Sizlerle o gün yaşadıklarımı paylaşmazdan evvel bir ön bilgi vermek isterim.

Sporun hemen her dalına olduğu gibi, salon sporlarına da büyük ilgim vardır. 10 yaşımdan beri bir süredir kullanılmayan Atatürk Spor Salonunda maç seyreden, tekerlekli sandalye kullanıcısı bir engelliyim. Bursa Atatürk Spor Salonunda Efe Aydan başta olmak üzere Aytek'leri, Erman'ları, Emir'leri, Hüsnü'leri seyretmiş, Mehmet Okur'un çaylak bir oyuncudan bir dünya yıldızına dönüşmesine şahitlik etmiş bir basketbol severim. Bunu övünmek için değil, üzülerek söylemem gerekir ki, son yıllarda bir miktar sekteye uğrasa da o salonda düzenli olarak basketbol seyreden birkaç engelliden biri olageldim yıllarca... Üzülüyorum; çünkü bu sayının çok daha fazla olmasını isterdim.

O yıllarda (bundan 20-30 yıl öncesinden bahsediyorum) futbol maçlarına girebilmek,  engelliler için çok büyük bir problemdi. Hiçbir düzen yoktu. Maça girip giremeyeceğiniz, kapıdaki görevlinin iki dudağı arasındaydı. “Engelli kapısı” denen kapıya “beleşçi engelsizler” yığılır, bu yığılmadan bunalan görevli, kapıyı o gün için kimseye açmazdı. Tek muradı “maç seyretmek” olan ve içeride öyle konforlu bir seyir imkânı olmasa da, tuvalet olmasa da, refakatçiler rakip tribüne alınıp maç çıkışı orada mahsur kalsalar da, ısrarla stada gelen engelliler olarak, giremediğimiz her maça girme girişimi sonrası, üzgün ve hayal kırıklığı içinde evlerimize dönerdik.

Bu açıdan Atatürk Spor Salonu cennet gibi bir salondu. Seyrettiğim onlarca gerek basketbol, gerekse voleybol maçına girişte asla sorun yaşamadığım gibi, salonun şahane konumundan dolayı tribünde mükemmel bir açıdan maçları seyredebiliyordum. Hatta hatta, güzel olanı daha da güzel hale getirtebilmiştik. Önceleri sağ tarafta basın mensuplarının arkasında konumlanırdık. Seyrek te olsa ayağa kalkanlar seyri engelliyor diye yaptığımız girişimler sonucu, salonun sol tarafında öndeki seyirciler ayağa kalksa da engelliyi engellemeyecek bir yer düzenlendi. Dahası, bu yerin hemen yanında engelli tuvaleti dahi yapıldı. Böylece oldukça rahat ettiğim salonda hemen her hafta (o yıllarda Bursa’nın ligde 2 takımı vardı) maçlara gider olmuştum.

Bu ön bilginin ardından gelelim 19 Şubat 2016 Cuma gününe…

Yeni olan her şeyde olduğu gibi, bu yeni yapılan salon da beni heyecanlandırmıştı. Türkiye Kupası maçlarının Bursa’ya verilmesi bir süredir üst ligde takımı olmayan biz Bursa seyircisi için güzel bir imkândı. Hem bu vesileyle yeni salonu “engelsizlik açısından” değerlendirebilecektim. Öncesinde, o salona gitmiş, birkaç engelli arkadaşımdan bilgi almaya çalıştım ama aldığım bilgilerin çok da yeterli olmadığını oraya gittiğimde anladım.

Devasa görüntüsüyle bizi karşılayan Tofaş Spor Salonunun etrafında ve hiçbir girişinde engelliler için yönlendirme yoktu. Biz de görebildiğimiz merdivensiz tek giriş kapısına otomobilimizle yaklaşıp kapıda görevli polis memurlarına “engelli girişi burası mı?” diye sorduk. Oradaki görevli polis bize ilerideki ana kapıyı gösterdi. Otomobille bir tur atıp vardığımız kapının ardında yüzlerce basamak merdiveni görünce doğru yerin orası olmadığını anladık. Bilet görevlilerinden, kapıdaki elemanlara kadar hiç kimse “engelli girişinin yerini” bilmiyordu. Yönlendirme tabelası zaten hiç yoktu.

Tekrar bir tur atıp ilk gittiğimiz kapıya vardık. Bu sefer daha detaylı bilgi almak üzere polislerin dışında daha yetkin birine derdimizi anlatmaya çalıştık. Görevli, engelliler için salona erişimi sağlayan asansörün burada olduğunu ama vip kartımız olmadan içeriye park edemeyeceğimizi söyledi. (O kartın nereden nasıl alınması gerektiği de bilinmiyordu) Alternatif olarak gösterilen otopark ise salondan çok uzaktı ve zaten çoktan dolmuştu.

30 yıl önce futbol maçına gidip maça giremeden stadın kapısından döndüğümüz gibi, 2016 Türkiye’sinde büyük bir hayal kırıklığı ve daha da acısı dışlanmışlık duygusuyla maça giremeden salonun kapısından eve dönmüş olduk.

Yolda babama; “Cengiz Göllü’de de (voleybol salonu) park yeri sorun; salonda o kadar söylememize rağmen tribünde benim gibi tekerlekli sandalye kullanıcıları için yer düzenlemesi yapılmadı. Mecburen zeminden seyretmek zorundayız. Bu salona giremedik bile… Burası nasıl, kim bilir? Bir spor keyfim vardı; onu da elimden aldılar” dedim.

Haksız mıyım?

Alper Şirvan

Kaplıkaya/Bursa

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Bursa Ulu Şehir