Yukarı Çık
Alperen Selvi

Alperen Selvi

Engelsiz Mekanizma Genel Koordinatörü Alperen Selvi'den 2017 Mesajı...

2017 İYİ Mİ KÖTÜ MÜ OLACAK?

31 Aralık 2016 Cumartesi 15:51:24
454 kez okundu.

365 gün olarak sınırladığımız bir yılı daha geride bıraktık. Birçok kişinin hafızasında çok büyük yer kaplayacak bir yıl yaşadık. Aslında bu yıl hakkında bir şey yazmayacaktım ama sosyal medyada gördüğüm yeni yıl temennileri ile içimde yazma isteği oluştu. Bu yazı isteğimin bir eseri olacak. Genel olarak gördüğüm mesajlar şu şekilde: “2017’de tüm dünya için huzur, mutluluk, sağlık ve barış diliyorum.” Bunu yazanlara sormak istiyorum: Dileğinize ne kadar inanıyorsunuz ve dileğinizde ne kadar samimisiniz? Bu sorumdan yukarıdakileri istemediğimi çıkarmayın lütfen. İnşallah olur ama görünen bir köy var ortada kılavuz istemez ki…

Önce gelin bir 2016’yı kısaca özetleyelim beraber. Derler ya, balık baştan kokar diye… Bu yılda başından koktu zaten. 2016’ya girer girmez Sultanahmet’te bir patlama ve ardından başlayan bir patlamalar serisi... Bir yandan hep halı altına süpürüp köklü bir çözüm getiremediğimiz terör sorununun patlak vermesini gördük. Birçok koç yiğidimizi kara toprağa verdik bu yüzden. Ve daha bu yılın ortasına geldiğimize upuzun bir gece… 15 Temmuz! Asker üniformasını kirleten ve İslam’ı kullanmaya çalışan hainlerin eliyle dış mihrakların Türkiye’mizi işgal girişimi… Aziz milletimizin bu hainleri Malazgirt’i, Mohaç’ı, Çanakkale’yi ve dahi nice destanları aratmayan bir ruhla püskürtmesi… Ardından devlet içinde hain temizleme çalışması ve buna mağduriyet söylentileriyle karşı çıkılması… Rusya büyükelçisine düzenlenen suikast ve ölümü… Nihayet cumhurbaşkanlığı sistemini öngören anayasa değişikliğinin meclise sunulmasıyla zirve yapan siyasal çatışmaların bitirdiği bir yıl. Aslında bu olayların olacağını 7 Hazirandan sonra yaşadıklarımız haber vermişti. Şimdi ise bu olayları yaşıyoruz. Acaba size de 2017 balığının başı koktu mu? Size bilmem ama bana 2023’e kadar (2023 dâhil değil) hepsinin kokusu geliyor.

Biliyorum çok karamsarım ama bardağın dolu tarafını da göre biliyorum. Elimin yazdığı kadar size de açıklamaya çalışacağım. Artık bu yıl yaşadıklarımdan sonra şuna tam olarak kanaat getirdim: Birazdan sayacaklarım Türk devletinin son zamanlarda uyguladığı politikalarından dolayı Türk milletinin artık özüne dönmeye başladığını gördüler. Bu yüzden artık iş birliği içinde Türkiye’yi ya ele geçirmek yâda tümüyle yok etmek için her yoldan kahpece saldırmaya başladılar. Kim bunlar? 1- Dünyayı ebediyen elinde tutacağını sanan zavallı emperyalist devletler. 2- Bu devletlere yardakçılık etmekten başka bir işe yaramayan uluslararası örgütler. 3- Bu devletlerin piyonluğunu yapan tüm terör örgütleri. 4- İktidarın ellerinden tamamen çıktığını gören milletimizin sırtındaki keneler. 5- Saydıklarımın avam takımları yani günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz tipler.

Önümüzde iki ihtimal var: ya onların istedikleri olacak yâda her yönden kalkınıp onlara dede yadigârı bir Osmanlı tokadı atıp etkisiz hale getireceğiz.

Peki, bu kalkınmayı nasıl sağlayacağız? Bu konuda bazı çevrelerce kabul edilmese de en donanımlı Türk Sosyoloğu olan Ziya GÖKALP şöyle der: “Buhranlı zamanlar ülkülerin doğuş günleridir. Ülküler, milli felaketlerin kalpleri birleştirerek genel bir kalp yaptığı kavgalarda, bu birleşmiş kalpten doğar; sonra uzuvların oluşması devresinde aşamalı olarak dal budak atarak çiçekler ve yeni kurumlar meydana getirir.” [1] Yani buhranlı bir zamanda yaşadığımızdan elinde sonunda birleşeceğiz çünkü birbirimize muhtaç hale geleceğiz. Birleşince de milli bir görüş, bir kavga ve bir dava doğacak ve yeni kurumlar inşa edip kalkınacağız. Sonrada yukarıdaki hain 5’liye Osmanlı tokadı nakşedip onları sindireceğiz. Ayrıca bu ülkünün filizlendireceği çiçekler, milletimizin içinde yetişecek manevi şahsiyetler olacaktır. Unutmayın! Yunus Emre, yine böyle buhranlı bir zaman olan kahpe Moğol istilasının yaşandığı zamanın yeşerttiği bir çiçektir.[2]

Kalkınmak için naçizane birkaç önerim olacak:

  1. Artık siyaseti bir tarafa bırakıp en uç kutupların birleşmesi için çalışalım. Bunu yaparken biri şiddetli bir şekilde siyaset yapıp sizi “iktidar veya devlet yakalığı” ile suçluyorsa bilin ki o kişi yukarıdaki hainlerin 5’inci grubuna giriyor. En şiddetli bir şekilde cevabını verin!
  2. 1961 darbesinin getirdiği ve hala yarım yamalak devam eden anayasal sistem kaldırılmalı, tarihimizdeki 16 Türk devletinin yönetim sistemleri detaylı bir şekilde incelendikten sonra harmanlanıp günümüz koşullarına göre uyarlanarak milli bir anayasal sistem yürürlüğe konulmalıdır.
  3. İlkokullarda sadece Türkçe, Tarih, Coğrafya, Matematik, Fen Bilgisi ve Uygulaması, Vatandaşlık Bilgisi, Temel Hukuk, Güzel Sanatlar, Beden Eğitimi dersleri okutulmalı; bu kerteye kesinlikle yabancı dil eğitimi konulmamalıdır.
  4. ACİLEN AĞIR SANAYİ FABRİKALARI VE TARIM KOOPERATİFLERİ KURULMALIDIR.
  5. Babalar siyasi tartışma tipi, anneler izdivaç tipi televizyon programlarından; çocuklar yabancı çizgi filmlerden, gençler ihtiraslı dizilerden kurtarılmalı ve her ailenin bir kütüphanesi olması sağlanmalıdır.

Bunlar yapılmazsa daha birçok yıl baştan kokar. Kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Dostum; huzur, mutluluk, sağlık ve barış sadece dileyerek elde edeceğin bir şey değil.  Uğruna çabalaman gerek. Şimdi bir düşün. Bütün bunlar için çabalamaya hazır mısın yoksa sadece diliyor musun? Dikkat et, burada samimiyetin ortaya çıkacak!

Sözlerimi şu duam ile bitireceğim:

“99 güzel adı olan ALLAH’ım! Sen 2017’de bu millete acı. Daha fazla musibet yaşamadan birleştir. Sen acımazsan kimse bize acımaz. Şüphesiz sen Kadir’sin, kudret sahibisin. Senin gücün her şeye yeter! (ÂMİN)”

 

[1] Ziya GÖKALP; Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak; İstanbul; Ötüken Neşriyat; İkinci Baskı; 2015; s.53.

[2] Can Ahmet VURAL, Adım, Bursa, Ekin Yayınevi, Birinci Baskı, 2015, s.11-28.

Haber Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Bursa Ulu Şehir